19 °C
Mehmet KARA
Mehmet KARA ENERJİ GÜNDEMİ mehmetkara2007@yahoo.com.tr

Akaryakıtçının kârı kur makasına sıkıştı

Geçtiğimiz yılın sonbaharı, pek çok ekonomik gösterge açısından kritik bir döneme işaret ediyor.

Bu kritik süreç, enerji piyasalarında da kendini gösterdi. Bugünkü konumuz enerji sektörünün akaryakıt ayağı.

Akaryakıt fiyatları son 6 ayda hızlı bir yükseliş gösterdi. Bunun iki ana nedeni var. Biri uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatlarına bağlı olarak petrol türevlerinin fiyatlarında yaşanan yükseliş, diğeri de Türkiye’deki kur artışları.

Nedenleri için söyleyebilecek pek bir şeyimiz yok açıkçası. Biz şimdi fiyatlardaki duruma bir bakalım.

Ama önce akaryakıt fiyatlarının nasıl ve kim tarafından belirlendiğine bakalım. Söz konusu rakamlar, uluslararası piyasalarda oluşan fiyatlarda yaşanan değişim ile döviz kurlarındaki değişim dikkate alınarak belirleniyor. Ayrıntıları var ama özeti şu:

Mevcut fiyatlarla, yukarıdaki formüle göre ortaya çıkan rakamlar arasındaki farkın eksi ya da artı 3 puan seviyesine ulaşması halinde yurt içindeki akaryakıt rafineri çıkış fiyatlarında ayarlamaya gidiliyor. Akaryakıt dağıtım firmaları da buna göre pompa satış fiyatlarını güncelliyor. Yani zam dediğimiz aslında otomatiğe bağlanmış bir mekanizmanın sonucundan öte bir şey değil. Fiyat değişikliği demek belki daha doğru.

Her neyse… Benzin fiyatları İstanbul Avrupa Yakası verileriyle, Ağustos 2016’nın başında (2 Ağustos 2016) 4.30 TL civarındaydı. Bugün ise benzinin litresi aynı bölgede 5.39 TL’den satılıyor. Yani söz konusu dönemde benzinin litresi 1 lira 9 kuruş, bir diğer deyişle, yüzde 25.34 oranında artış göstermiş.

Bu artışlar maalesef, ulaştırmadan sanayiye, tarımdan hayvancılığa bütün iş kollarındaki girdi maliyetlerini yukarıya çekiyor. Ve girdiler içindeki ağırlıklarına göre, bu artışlardan bazı iş kolları farklı şekillerde olumsuz etkileniyor. Çünkü üretip sattıkları mal ve hizmetin maliyetleri artıyor.

Peki akaryakıt fiyatlarının artışı, bu ürünlerin satışını yapanları olumlu mu etkiliyor? Normalde öyle olması beklenir değil mi?

Öyle ya, alıp sattığınız ürünün fiyatı yükseliyorsa sizin kar marjınızın da yükselmesi hiç de şaşırtıcı olmaz.

Ama bizde pek öyle olmuyor. Akaryakıtta dağıtımcı ve istasyoncunun belli bir kar rakamı var. Ve bu kar rakamları oran olarak değil, miktar olarak sabit tutuluyor. 

Nasıl yani? Anlatmaya çalışalım. 22 Kasım tarihinde benzinin litre fiyatı İstanbul’da 4.76 kuruş iken akaryakıt istasyonlarının bu üründeki kar marjı ise 20.7 kuruş seviyesindeydi. Litre başına aldıkları kar bu. Ama istasyoncuların işletme nakliye ve personel giderleri gibi çok sayıda maliyet kalemi bulunduğunu unutmayalım.

Peki benzinin şu anki fiyatı olan 5.39 kuruşun içindeki istasyoncu karı kaç kuruş dersiniz? Aslında epey artmış olması gerekir değil mi?

Hayır, öyle olmamış. Şu anda da istasyoncuların kar marjı aynı.

Belki siz “Olsun canım, onlar da bu zor günlerde karlarından biraz fedakarlık ediversinler” diyebilirsiniz. Olabilir, edebilirler.

Ama böyle bir fedakarlığın başka sonuçlarını da kabullenmeniz gerekir. Peki ne olur?

Şu olur. İstasyon işletmecilerinin en azından bir kısmı iflasa doğru sürüklenir.

Olur mu canım, koskoca istasyon, tıkır tıkır akaryakıt satarken niye iflas etsin ki?

Eder işte… Ve şundan ötürü eder.

İstasyonculuk da diğer faaliyetler gibi belli bir işletme sermayesine ihtiyaç gösteriyor. Haliyle alıp sattığı ürünün fiyatları yükselirse, işletme sermayesi ihtiyacı da artar. Yani önceden aynı miktardaki malı 100 birim sermaye ile alıp satarken şimdi 125 birim sermayeye ihtiyacı vardır. Çünkü malı alırken parasını peşin ödüyor, sattıktan sonra biriken parayı yeniden ürüne yatırıyor.

O halde istasyoncunun, her bir pompa için günde sekizer saatten 3 vardiyada çalıştırdığı üç kişinin maaşlarını ödeyip, diğer işletme giderlerini de karşılayıp belli bir miktarı da kar hanesine yazması lazım değil mi?

Yukarıda anlattığımız, yakıt fiyatları yükselirken kar payını sabit bırakan mekanizmanın sonucu ise böyle bir şeye izin vermeyecektir.

Akaryakıt fiyatlarının vatandaşın, diğer esnaf kesiminin canını yakmasını önlemeye çalışmak lazım tabii ki. Ama bunu yaparken, yurt çapında toplam sayıları 13 bini bulan ancak içlerinden büyük kısmı esnaf ölçeğindeki istasyoncuları batırmak gerekmiyor herhalde…

Buna bir çözüm bulmak lazım.

Bu arada, istasyon işletmecilerinin karlarının bir bölümü, ana dağıtıcıların kurduğu taşıt tanıma sistemleri nedeniyle otomatikman aşağıya iniyor, bunu da söylemeden geçmeyelim. Yani benzindeki 20.7 kuruşluk kar direkt satış karı da değil… Varın gerisini siz düşünün.