23 °C
Mehmet KARA
Mehmet KARA ENERJİ GÜNDEMİ mehmetkara2007@yahoo.com.tr

Elektrik fiyatları ne kadar sağlıklı?

Ocak ayını yükselişle tamamlayan spot elektrik fiyatları şubat ayının ilk haftasını da 215 TL düzeyinden tamamladı. Yaşanan yükseliş, büyük ölçekli tüketim yapan ve elektriğini serbest tedarikçilerden alan işletmelere olumsuz yansıyor. Çünkü birçok tedarikçi, müşterisine maliyetlerin yükseldiğini ve fiyatları yükseltmek zorunda olduklarını söylemeye başladı. Kimi tedarikçiler, fiyat artışını kabul etmeyen tüketicileri portföyünden çıkardı.

Bu işletmeler yeni bir tedarikçi bulamadılarsa otomatikman, EPDK’nın onaylayıp uygulamaya koyduğu normal tarifeler üzerinden satış yapan görevli tedarikçi şirketlerin müşterisi haline geldi. Tarifelerdeki rakamlar da zaten neredeyse daha önce anlaşma imzaladığı tedarikçinin kendisine teklif ettiği fiyata karşılık geliyordu. Özetle, büyük ölçekli tüketicilerin en önemli ana girdileri arasında arasında yer alan enerjinin maliyetleri arttı.

Yaşanan gelişmeler de gösteriyor ki, mevzuatın öngördüğü rekabetçi bir elektrik piyasası kurulabilmiş değil. Bir kere serbest elektrik satıcılarının ortalama maliyetleri, tarifeli elektrik fiyatlarıyla aynı seviyeye gelmişse ortada ciddi bir sorun var demektir. Çünkü oluşturulmaya çalışılan serbest elektrik piyasası mantığına göre, EPDK onaylı ulusal elektrik tarifeleri gösterge niteliğinde tavan fiyatlardır. Rekabetçi piyasanın oluşumu da işte bu göstergeyi esas alarak, daha düşük fiyat teklifleri oluşturulabilmesine bağlanmış durumda. Herkes, gösterge tarifenin kaç TL altında bir fiyattan elektrik alabileceğine bakıp en iyi teklif sahibiyle el sıkışmak isteyecek.

Oysa gelinen noktada, piyasada neredeyse tarifenin altında fiyat teklif edebilecek oyuncu sayısı çok azalmış durumda. Bu da, rekabeti sağlayabilecek bir derinlikten uzak bir piyasaya işaret eder.

Peki ne yapılmalı?

Daha önce de defalarca yazdığımız gibi, elektrik piyasası maliyet esaslı bir yapıya kavuşturulmalı. Bunun yolu da, tarifelerin gözden geçirilmesi ve gerçek maliyetleri yansıtır hale getirilmesinden geçiyor. Aklınıza şu sorunun geldiğini duyar gibiyim: Ne yani, sen şimdi elektrik fiyatlarına zam yapın mı demek istiyorsun?

Tabii ki elektrik fiyatlarının artması hiç kimsenin işine gelmez. Ama siz sağlıklı bir piyasa kurmuyorsanız, uzun vadede bütün sektörlere zarar verebilecek bir yola girmeniz kaçınılmaz. Şirketleriniz uluslararası piyasalarda rekabet edebilsinler diye, düşük fiyattan enerji kullanmalarını sağlamaya devam ederseniz bağımlılık yaratırsınız. Hem verimli olanla verimli olmayanı aynı anda desteklemiş olursunuz.

Bu yüzden sektörler desteklenecekse, bu destek elektrik üzerinden değil, başka mekanizmalarla sağlansın. Enerji tarafında yapabileceğiniz en iyi şey, gerçek anlamda rekabetçi bir piyasa oluşturup, herkese daha uygun şartlarda enerji tedariki için pazarlık imkanları sunmak olabilir.

Şimdi ülkedeki ortalama elektrik üretim maliyetinin düşük olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama 50, 60, 70 yıl önce devreye sokulmuş kamu santrallerine, sanki onlar bedava kurulmuş muamelesi yaparsanız ticari bir yaklaşımdan uzaksınız demektir. Maliyet hesaplarken, o santrallerin alternatif maliyetlerini hesaba katmak durumundasınız.

Ayrıca, yeni kurulan daha iyi teknolojiye sahip santraller daha düşük maliyetle elektrik üretebiliyor. O halde gerçek maliyetleri yansıtan bir gösterge tarife yayınla. Rekabetin de önünü aç, düşük maliyetle elektrik üretebilenler nasıl olsa tüketiciye daha düşük fiyattan elektrik verebilecektir.

Ey okuyucu, bu elektrik piyasası meselesi çok dallı budaklı, karmaşık bir konu. O yüzden siz de görüş, öneri ve eleştirilerinizi e-posta yoluyla bizimle paylaşırsanız, bilgiyi birlikte çoğaltma, daha iyi öğrenme şansı buluruz.