19 °C
Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ rustu.bozkurt@dunya.com

Gazetelerin tiraj potansiyeli

Küçük ve orta ölçek iş yerlerinde radikal ayrışmaların yaşandığı aşamadayız. Ayrışmayı hızlandıran birkaç etkeni paylaşalım: 

Birincisi, sahip- yöneticilerin büyük bir bölümü yaşlandı; yoruldu, kendine anlatılanlar ile gerçekleşen sonuçlar arasındaki farklılıklar başlangıçtaki heyecanın yitirilmesine yol açtı. Bu nesnel deneyim, işle ilgili entelektüel arayışları azalttı. Özellikle çocukları işiyle ilgilenmeyen sahip-yöneticiler, toplantılara katılmıyor, gazete okumayı bırakıyor; kendini “bekle-gör” anlayışının edilgenliğine teslim ediyor. 

İkincisi, işyerlerindeki ikinci kuşak sahip-yöneticiler iyi okullarda ve yurt dışında eğitim gördü. Büyük bir bölümü, dijital iletişimin ilk kuşağını oluşturuyor; ikincil sözel kültürün kısa mesaja dayanan iletişimden besleniyor. Büyük çoğunluğu iletişim ihtiyacını dijital platformlardan sağlıyor. Ayrıca, gazete haber ve yorumlardaki bilgi düzeyini kendi bilgi ve birikimlerine göre yetersiz ve sığ bulanların sayısı hiç de az değil. “Kısa mesajla iletişim kurabilirsiniz ama düşünce geliştiremezsiniz” saptamasını umursamıyorlar. 

Üçüncüsü, kendi arkadaş gruplarından, internet ortamından, mesleki örgüt ağlarından iletilen veri ve malumatı “bilgi” sananların oranı da yüksek. Bilgiyi “anlama derinliğine” taşımanın, “idrak sınırlanını genişletmenin” rekabetin itici gücü olduğunu zihinlerinde netleştirmiş olanlar azınlıkta kalıyor. Söz konusu yaygın algı ve hızlı yaşam ortamında gazeteye ayıracak zaman bulamadığını söyleyenlerin oranı her geçen gün artıyor. 

Yeni normal arayışı 

Dördüncüsü, siyasi iradenin, bürokrasinin, sivil toplum inisiyatiflerinin, medyanın lider konumundaki insanların yönlendirici etkisi azalıyor. Çok üst düzeydeki kampanyalar etkili olabiliyor. Kampanyaların slogan düzeyinde etkileri reel anlamda içi boşaltılmış kavramlara dönüşüyor; ciddi fikirlerin yerini sloganlar alılıyor. Somut örnek vermek gerekirse, “endüstri 4.0 inisiyatifinin önemi” çok değişik bireyler, kuruluş ve kurum sözcüleri tarafından anlatıldı, ama toplumun ilgi menziline girmedi. TOBB Başkanı konuyu bir genel kurulda dillendirince, konu hızla tartışma gündeminde yerini aldı; ön sıralara yükseldi. Yükseldi ama ortaya konan düşünceler daha çok ‘ne yapmamız gerektiği” odaklı bir anlatım. “Nasıl yapacağımız” konusu gerektirdiği ayrıntıda analiz edilmiyor. 

Beşincisi, küçük ve orta ölçekli iş yeri sorunlarının proje- odaklı ele alınmamasıdır. Etkin projenin bir lideri olur. Liderin çevresinde uzlaşılmış meşruiyet temelinde toplanan bir proje-ekibi yer alır. Ekibin, ilkesiz gizlikle yıpratılmayan karşılıklı güveni korunur ve geliştirilir. 

Ekip, her gün sistemli biçimde kararları,uygulaları ve sapmaları değerlendirerek, kendini sürekli yeniden üreterek gelişme inisiyatifi yaratır. Çerçevesi çizilen proje- odaklı çalışma iyi bir ekip ve paylaşılan stratejiyle “yeni normal” arayışını sürdürürse, yeni kuşak girişimcilerin işini kolaylaştır. 

Altıncısı, adına ister “endüstri 4.0 inisiyatifi”, isterseniz “seçkin ABD/Akıllı üretim” koyun, yeni gelişmelerin hızı artıyor. Çok kısa bir zaman olan gelecek 20 yılda değer yaratma zinciri köklü biçimde değişeceği çok açık ve net. Sektörler yeniden yapılanacak. 1980’ lı yılların ortalarındaki dönüşümün yarattığı küçük ve orta ölçek ihtiyacında tanıklık ettiğimiz gelişmeler, gelecek 10 yılda, yeni yapı, işlev ve kültürüyle misliyle katlanacak. 

Yeni koşulların ihaneti 

Gazeteciliğin sorumluluğunu, sadece haber vermek değil de, okuyucunun işini kolaylaştırma olarak da algılıyorsak, “KOBİ alanının” bildiğimiz ve umduğumuzdan daha fazla genişleyeceği bu yeni dönemde doğru konumlanma öncelikli ve ivedilikli sorunumuz olmalı. İnteraktif ilişkiler yeni ihtiyaç alanlarına odaklanırsa, yeni “okuyucu kitlesine” erişebilme şansı bir haylı yüksektir. Yeni KOBİ hikayesi tasarlama ve yazmamanın tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Bu da yaygın medyadan çok ,ihtisas medyası ve yerel medyanın etkili olabileceği alandır. 

Gazetecilikte küçük ve orta ölçek işyerlerinin “keşfi” 1990’ların sonlarına kadar sürdü. 2000’li yıllarda “tanımlama” aşamasından geçildi; nicelik gelişmesine abanan açıklamalar, daha sonra nikelik gelişmesi arayışlarına evrildi. Rekabet edebilir ölçek, rekabet edebilir teknoloji ve rekabet edebilir yönetişim ihtiyacı öne çıktı. Bugün, endüstri 4.0 aşamasında, yeni bir dünya kuruluyor; yeni dünyanın KOBİ’ lerinin, bir önceki aşamadan ayrışması gerekiyor. İyi planlanmış, “KOBİ’leri endüstri 4.0 aşamasına hazırlıyoruz kampanyasını” gerekiyor. Bu yeni eğilimi kavramak, onun gereklekini yerine getirmek hayati önemdeki gündem maddesidir. Yeni koşulların büyük tehlikesi, maksadını aşan bir iddia gibi algılanmasın ama ihaneti “...miş gibi” yapmaktır. Hepimiz, serinkanlılıkla kendimizi sorgulamalıyız.