19 °C
Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ rustu.bozkurt@dunya.com

Kendimizle hesaplaşmasını bilmek

Bilgisine, nitelikli fikirlerine, tutarlı davranışlarına saygı duyduğum bir dost, "Hepimiz hesap verebilir olmanın öneminli olduğunu söyleriz de, hesap verebilenlerimiz özellikle de kendisiyle hesaplaşanlarımız azınlıkta kalır" dedi.

Dostun uyarısını kişiselleştirdim; otuz beş yıldır DÜNYA Gazetesi' nde yazıyorum; ürettiğim kavramlar, yaygınlaştırılmasına katkı yaptığım terimler, doğru kararlar verilmesini etkileyen düşüncelerle ilgili hesap versem, kendimi nasıl savunurdum sorusundan yola çıktım.

DÜNYA Gazetesi' ndeki düşünce paylaşma serüvenimin odağında her zaman küçük ve orta ölçek işyerlerinin sorunları yer aldı.

BİAR'ın önemi

Küçük ve orta ölçe iş yerlerini kavramamda, kısa bir dönem de olsa Eskişehir Sanayi Odası'nda çalışmış olmamın payı büyük.

Kenan Mortan ve Cemil Çakmaklı'nın şirketi BİAR'ın Konrad Adenauer Vakfı ile birlikte sektörle ilgili saha çalışmalarını desteklemeleri; ülkemizin değişik yerlerinde toplantılar örgütlemeleri ve katılmamızı sağlamları bilgilerimizin artmasına ve netleşmesine önemli katkıları olan bir çabaydı. 

Yeni öğrenmenin heyecanıyla başlangıçta "Küçük Güzeldir" sloganının çekiciliğine kendimizi kaptırdık. Ciddi fikirlerin yerine sloganları koyma hastalığımızın farkına varınca, iç dünyamızda arınma süreci de hızlandı.

Bakış açımız özgürleştikçe, eko-sistemin küçükle büyük arasında tutarlı bütünselliğin önemini de kavradık. Sık sık, "Ne küçük güzeldir, ne de büyük etkilidir. Önemli olan aralarındaki sinerjik dengedir" genellemesini yazdık ve anlattık.

Gözlemlerim beni, KOBİ'lerin "fetiş haline getirmesine" de karşı çıkma noktasına taşıdı. KOBİ'lerin "amaç" olmadıklarını, maddi ve kültürel zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırmanın "araçları" olduklarını da sık yazdığım gibi, katıldığım toplantılarda da olca netliğiyle iş insanlarımızla paylaştım.

Ülkemizde "devleti" Musa'nın asası gibi her istediğini yapabilecek bir güç gibi gibi algılama eğiliminden her zaman rahatsız oldum. KOBİ'lerin "değer ürettikleri" zaman var olmaları gerektiğini; değer üretmeyenlerin "tasfiye olması" gerektiğini yeterince anlatabildiğimize hala bugün inanmış değilim.

KOBİ dalkavukluğu

Ayrıntı bilgisine özen göstermeden, okuduğu üç-beş eksikli haberi, birkaç yazıyı esas alarak KOBİ'ler üzerine yazanlardan hep rahatsız oldum. Bir yazımda "KOBİ dalkavukluğunun zararlarını" anlattığımda, ülkemizde ekonomi üzerinde ciddi düşünen ve yazanlardan destekleyici mesajlar aldım.

Ülkemizde KOBİ'lerin gelişmesine ilişkin yazılarım birer belge oluşturuyor. Ülkenin her yerinde yaptığım konuşmaların büyük bir bölümünün kayıtları vardır. Ayrıca KOBİ analizlerimle ilgili yüzlerce tanık yaşamaktadır. Gönlüm ister ki, ülkemizin iç dinamikleri işlesin; KOBİ'lerle ilgili yaşadığımız küçük ve ortak ölçek yapıyla ilgili düşünceler sıkı bir eleştiriden geçiren geri dönüşlerle düşüncelerimiz zenginleşsin.

Bir kooperatif başkanının, dönemin belediye başkanına siyasi baskı yaparak bedel ödemeden hizmet almasıyla ilgili eleştirilerimi anılarımda yazdım. Bir süre sonra kooperatif başkanı telefon ederek, "Torunum yazıyı okumuş, beni eleştirdi" diye yakındı. Arşivi sırtlayarak kendisine gittim, bir sözcük yanlış varsa, düzeltmeye hazır olduğumu söyledim.

Yazarak belge bırakanlar, torunlarının kendilerini savunabilmelerini istiyorlarsa, sağlıklarında kendileriyle hesaplaşmalılar. Elim kalem tutarken savunma hakkımı kullanmak istiyorum. Yaptıklarımın hepsinin "doğru" olduğunu söyleyemem; sadece kendimini savunabileceğimi, hesap verebileceğimi söylüyorum. Eteklerinde taşı olanların o taşları dökmelerini talep ediyorum.