23 °C
Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ rustu.bozkurt@dunya.com

Malumatfuruşluk alt düzey insanları yukarı çıkarır

Kavram üretmeyen ve düşünce geliştirmeyen, "malumatfuruşlukla" yetinen yazı çabasının anlamlı olmadığını düşünürüm. Orhan Pamuk'un, "Kısa mesajla iletişim kurarsınız ama düşünce geliştiremezsiniz" genellemesini sıklıkla tekrarlamamın itici gücü söz konusu düşünme biçimidir.

Vesile yaratılan her yerde, ülkemizin temel sorunlarından birinin, düşünce geliştirme alanından hızla kısa mesaja dayalı iletişime kayılması olduğunu yazıyor ve anlatıyorum.

Kavram üretiminin, yazı yazmanın ve düşünce üretmenin özü olması nedeniyle, DÜNYA Gazetesi'nde 35 yıllık yazı serüvenimde anlam inşaa edebilecek kavramlara öncelik verdim: “KOBİ yapıları,işlevleri ve kültürü", "KOBİ dalkavukluğu", "küçükle büyük arasında yaratılan sinerjik işbirliğinin önemi", "küçük ve orta ölçek işyeri yönetimlerinin aşırı devlet desteği beklentisi" gibi yaklaşık 50 yeni kavramların yaygınlaşması ve derinleşmesi yazma ve anlatmayı ısrarla sürdürdüm.

KOBİ sorunları yanında, uzun yıllardır emek verdiğim bir başka kavramsal çerçeve, “dinamik envanterle net bilgi sahibi olma", “alışkanlıkla yönetimden analizle yönetime geçiş" alanlarına odaklandım. Dinamik envanter ve analizle yönetim araçları kullanılmadan, üretkenliği artıran, verimle gücü yaratan bir işyeri yönetimi olmayacağını savundum. İş yeri yönetilemeyeceği gibi devlet yönetiminin de tam ve doğru biçimde biçimde yapılamayacağına inanırım. 

"Büyük veri" ve "Analitik 3.0" kavramlarının piyasada yaygınlaşmasından çok önceleri, TÜİK başta olmak üzere kamu kurumları ve sivil inisiyatiflerin verilerindeki yetersizlik,tutarsızlık ve anlamsızlıkla sürdürüldükçe ülkemizde kaynak planlamasının yapılamayacağını ileri sürdüm;bu düşüncemde de ısrarlıyım.

Matematikle aritmetik nüansı

Dinamik envanter ve net bilgi olmadan kaynak kullanımında verimlilik ve etkinliğin artırılamayacağını, üretkenliğin geliştirilemeyeceğini ısrarla yazmamın ve anlatmamın ne gibi etkileri olduğunu ölçebilecek bir aracım yok. Ölçecek aracım yok ama, gözlemlerimi defalarca test ederek ulaştığım bir genelleme var: Bu ülkede,yazılı ve görsel medyayada, "yetmezliğin itişi, ihtirasın çekişiyle" popülizmin seline kapılan, merkez düşüncesi, stratejisi ve ana fikri olmaksızın kitlelere sadece malumat satanların çabalarının yüzde 80'ı bir yarat üretmekten uzak.

Korkaklığın adını "tedbirlilik" koyan, matematik düşünce ile rakamlar arasındaki nüansı kavramayan ve entelektüel korkaklığın tuzaklarına düşenlerin sayıları hiç de az değil. Hesaplanma metodu açıklanmayan,süreçleri açıklama yerine sonuçlara abanan rakamsal anlatımların kutsal şalının altına saklananların "saptırıcı analizlerinin" ciddi kaynak israfı yarattığı kanısındayım. 

Durum tanımladığımız ölçülere yakınsa, o zaman kendimize sormalıyız: Yazı yazmaktan murat,günü kurtarmak mıdır; yoksa geleceği inşa etmeye katkı yapmak mı? DÜNYA Gazetesi'nde yazmaya başladığım ilk günden bugüne zihnimdeki temel kaygı, geleceğin inşasına küçük de olsa katkı yapabilmek oldu.

Kaygılarımızı saklamadık

Paylaştığım bu kaygılarımı hiç bir zaman saklama ihtiyacı da duymadım.Bugün bir kez daha yinelemek istiyorum ki,yeni kavramlar geliştirmeyi ve yeni düşüncelerle toplumun geleceğini inşa etmesine katkı yapmayı amaçlamayan yazı, dönemsel olarak itibar kazandırsa da, kalıcı yararlar üretmekten uzaktır.

Üniversitelerimizin gelişmesinde önemli katkıları olan Neumark'ın, ' Sizin toplumsal elekleriniz, alt düzey insanları yukarı çıkartıyor; üst düzey insanları yukarı çıkarabilse, özendiğiniz toplumlar gibi olabilirsiniz" sözünü büyük usta Çetin Altan'dan ödünç alarak bir kez daha anımsatmalıyım.

Hepimiz zihinsel eleklerimizin "üst düzey insanları,yetkin analizleri, iç tutarlılığı olan düşünceleri" yukarı çıkarmada ne katkı yaptığını sorgulamalıyız. Kavram geliştirme konusunda çaba gösterenlerin eksiklerini ve yanlışlarını muhatabına açıkça söylemeden arkadan dolanıyor; muhatabanın bulunmadığı ortamlarda dedi-kodu yapıyorsak " kasaba cühelası" nitelemesini hak ederiz.

Kendimize kötülük yapmamanın bilinen en iyi yollarından biri de, açık ortamlarda tartışma yapabilme özgüvenidir.