21 °C
Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ rustu.bozkurt@dunya.com

TOSB üyelerinin dışa ve dünyaya açık birikimi

Ülkemizin üretimi öğrenmesi, üretim anlayışını yerelden küresele taşıması sürecinde öncü olan otomotiv yan sanayindeki girişimcilerle ne zaman tartışsak yeni şeyler öğreniyorum. Paşabahçe’de el imalatında çalışan Yusuf Usta’yı anımsıyorum: “Usta, sabahtan akşama bütün bildiklerini kalfa ve çıraklarına öğreten, ertesi gün öğretebileceği yeni şeyler bulabilendir” tanımlaması aklıma geliyor. TOSB yetkilileriyle yaptığımız söyleşilerde çok şey öğreniyorum, anlattıklarımı da derinliğine kavradıklarını hissediyorum.

Birçok kez birlikte olduğumuz ve bir dizi sorunla ilgili düşüncelerini paylaştığımız Yunus Çiftçi, Alper Konca, Halit İleri, Ayhan Zeytinoğlu ve Abdullah Etil ve arkadaşlarının entelektüel ve pratik katkıları ufkumuzu açıyor. Otomotiv sanayi ve onun tamamlayıcı, olan yan sanayideki arkadaşların entelektüel katkıları, işletmelerinde gözlediğimiz somut gelişmeler sektörün ülke geleceğindeki önemini bize net biçimde anlatıyor.

Yan sanayi olmadan....

TOSB bünyesinde örgütlenen iş insanlarının hemen hemen hepsi, sayıları gittikçe azalan, ama markaları artan dev otomobil üreticileriyle ana sanayi-yan sanayi ilişkilerini geliştiriyor. Ülkemizdeki yan sanayideki gelişme Samsun’da tıbbı araç-gereç imal eden Ahmet Bahadır’ın bir saptamasını doğruluyor: “Yan sanayi olmadan, tam sanayi olmaz!”... Sözünü ettiğimiz ilişkiyi sürdürmek bilgi, görgü, deneyim, disiplin ve özen gerektiriyor. Üretici firmaların özeni de yetmiyor; ülke yönetişiminin de onların çabalarını bütünleyen bir anlayışla sürdürülmesi gerekiyor.

Otomotiv yan sanayinde, tasarım aşamasından başlayan, araçların piyasaya sürülmesine kadar geçen en az 2-3 yıllık bir sıkı ilişki gerektiriyor. İki üç yıl öncesinden sipariş almanız, bunun için gerekli her türlü yatırımı yapmanız; üç yıl sonra meyvelerini toplamınız gereken bir iş alanındasınız... Otomotiv yan sanayinin birikimini koruması, uzun dönemli geleceğini güven altına alması, dönüştürme sürecinin arkasını oluşturan Ar-Ge, tasarım, inovasyon ve tedarik aşamalarının yönetişimi kadar, giderek artan biçimde önündeki pazarlama, satış, satış sonrası hizmet ve yeni modelleri oluşturan ağ içinde kalmayı gerektiriyor. Bugünün dünyasında, ticaret sisteminde oluşan ağların içinde kalamazsanız, o işin dışına itilmeniz olasılığı çok yüksek. TOSB üyelerinin artan “içsel sorunları” kadar “dışsal sorunları” belirtilen nedenle çiğ gibi büyüyor. Bu nedenle, kendilerini yalnız bırakmamak hepimizin ortak sorumluluğu haline geliyor.

Çevredeki gelişmeleri okuyalım

Türkiye’ nin çevresinde özellikle Polanya’dan başlayarak diğer Güneydoğu Avrupa ülkelerinin bu alandaki fırsatlarını, ataklarını, ana sanayilerinin kültürel yakınlıktan tutun da can güvenliği algılarına kadar bir dizi etkene dayalı tercihlerini değerlendirmek gerekiyor.

Bir köşe yazısı sınırları içinde söylemek gerekirse, dışa ve dünyaya açılmış, küresel pazarların derinliklerinde deneyim ve birikimlerini zenginleştirmiş; müşteri deneyimlerinin, çalışan deneyimlerinin, iç süreçlerin iyileştirilmesinin, dış süreçlerin iyileştirilmesinin ve inovasyon katkısının bilincine ulaşmış sektör ilgilerinin yalnız bırakılması ülkeye bir kıymık bile katkı yapmaz. Bu sektörde, siyasi iradenin, bürokrasinin, iş insanlarının ve sivil insiyatiflerin bir araya gelerek belirleyecekleri bir “ulusal strateji” çerçevesinde hareket etmek, gerçek ülke sevgisinin ve saygısının göstergesi olacaktır.

Kendi adıma, TOSB’un yönetiminde bulunan arkadaşlara beş alanda duyarlı olmaları gerektiğini aktardım: Birincisi, Edgar Morin’in makalesinde altını çizdiği gibi, “hesap ve rakam barbarlığının” tuzaklarına yakalanmadan analiz yapılması gerekiyor. Dünya’nın önde gelen yönetim bilimcileri, “Rekabet, teknolojilerden elbetki etkileniyor ama eski ve yeni ekosistemlerin etkileri en az teknolojik etkiler kadar önem taşıyor” diyorlar. Sadece hesap ve rakamlara dayalı indirgemeci analizlerin tuzaklarına düşmeden, ekosistemlerin etkileşimini kavramaya da gerekli zaman ayırmak gerekiyor.

İkincisi, dijital dönüşümün yarattığı yeni yapılara dikkat etmek gerekiyor... Üretim-hattı yapıları ile platform yapılarının sektörleri nasıl etkilediğini sistemli bir biçimde analiz etmezsek, hem kendi bakış açımızı yenileyemez hem de gelişmenin itici gücü olan ekonominin aktörlerini bir “ortak stratejiye” odaklamakta zorlanırız.

Endüstri 4.0 ve savunma kalkanları

Üçüncüsü, “endüstri 4.0” olgusunu bir moda hareketi, Almanya’nın başka ülkelere kurduğu tuzak gibi algılamamalı, bu yapıyı oluşturan bileşen ve bağlamları net olarak analiz ederek, firma ve ülke ölçeğinde hangi alternatif tepki stratejilerini oluşturacağımızı alabildiğine özgürce tartışmalı; öngörme ve önlem alma disiplinini harekete geçirmeliyiz. Yeni gelişmeler karşısında savunma kalkanlarını kaldırarak, kendimizi yanıltmamız çok büyük bir yanlışlıktır.
Dördüncüsü, karmaşıklığın artması daha sıkı ve yaygın işbirlikleri gerektiriyor. “Bizim kültürümüzde ortak çalışma yok” gibi kendi ayağımıza kurşun sıkan algı ve anlayışları hızla terketmeliyiz. Asıl önemlisi, endüstri 4.0, dijital dönüşüm, üç boyutlu baskı ve eklemeli üretim, kuantum mekaniğininin yeni rekabet alanları gibi konuları da “zamanı değil” gibi bir değerlendirmeyle gündem dışına itmemeliyiz.

Beşincisi, dinamik geri-bildirimlerle, sektörlerdeki sapmaları tam zamanında belirleyerek, düzeltme önlemlerini sisteme entegre ederek ilerlemeliyiz.. Aksı takdirde, düşünce sistemleri ile inanç sistemlerini birbirinden ayıramaz ve denge kuramaz; eğitim sisteminin değer üretmesini istediğimiz düzeye ulaştıramaz; ticari sistemizin iş insanlarını destekleyen yapıda olmasını sağlayamaz, finansal sistemimizin araçlarını zenginleştiremez ve erişebilirliği artıramaz; bilim ve teknoloji sisteminden gerektiği gibi yararlanamaz, sosyal, siyasal ve kültür sistemlerimizin pozitif katkısını büyütemez, yönetim sistemlerimizi etkinleştiremez ve hukuk sistemimizi güven yaratan yapıya kavuşturamayız.. O zamanda “Yeni bir dünya kurulur; Türkiye o dünyanın içinde yerini alır” özlemi sözde kalır.

Not: Bir yılı daha geride bıraktık. Bütün okurların yeni yılının sağlıklı, üretken, mutlu geçmesini diliyorum.